21 Şubat 2012 Salı
Müslüman Petrol
Ön Koltuk
31 Ocak 2012 Salı
Yarışma Afişinin Karikatürü Özgün Uysal'dan
İstanbul
Arel Üniversitesi öğrencileri sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında Tüketici
Hakları temalı bir karikatür yarışması düzenliyorlar.
Jüri üyeleri arasında Leman Dergisi Kurucularından Mehmet
ÇAĞÇAĞ’ın da yer aldığı yarışmaya Leman Dergisi de destek veriyor.
Yarışmanın afişinde Karikatürist ve çizgi roman ressamı Özgün Uysal’ın tüketiciyi “kukla” gibi kullanan ve “tüketiciyi kullanma kılavuzu” adlı kitap okuyan bir kişinin resmedildiği karikatürü yer alıyor.
9 Aralık 2011 Cuma
Dantelli Pot
Bir gün derginin yazı işleri müdürü Talat Uncuoğlu, benden bir spor merkezine reklam sayfası çizmemi istedi. Sanırım 1981 yılıydı; 18 yaşlarında daha toy sayılabilecek bir çağdaydım.
Reklam çizimlerimi yaparken moda dergilerindeki fotoğraflardan yararlanırdım. Yabancı bir moda dergisinden, ağırlık çalışan bir erkek ve bir kadın fotoğrafı bularak onu çizgiye dönüştürdüm. Derginin Yazı İşleri Müdürü ve yayın kurulu çizimimi onaylayarak bir sonraki sayıda yayına soktu. Sokmasına soktu da, işte asıl kıyamet ondan sonra koptu.
Ben bir spor salonunun içini bizzat görmediğimden, ağırlık çalışan kadını body ile değil, dantelli iç çamaşırlarıyla çizmiştim. Dergideki reklamı gören spor salonu sahibi ortalığı ayağa kaldırmış; yazı işleri müdürümüze çokca sitem etmişti.
Talat Uncuoğlu’nun kulakları çınlasın; bu olay ne zaman aklıma gelse “18 yaşımda ne kadar toymuşum. Dantelli bir kadın iç çamaşırıyla bodyi bile ayıramıyormuşum” diye tebessüm etmekten kendimi alamıyorum.
18 Kasım 2011 Cuma
ANADOLU KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ ''BALIKESİR SERGİSİ''
Anadolu Karikatürcüler Derneği üyelerinin çalışmalarının yer alacağı sergi 21 Kasım-2 Aralık 2011 tarihleri arasında izlenebilecek.
Sergi açılışı : 21 Kasım 2011, saat : 17.30
Sergide çalışmaları yer alan karikatürcüler :
Ahmet Aykanat, Ali Bulca, Ahmet Esmer, Erol Ergül, Gökhan Hançer, Halit Kurtulmuş, İbrahim Güvendikler, Kürşat Zaman, Lütfü Çakın, Mehmet Zeber, Mehmet Kahraman, Mehmet Oral, Murat Gök, Salih Kütükçü, Serpil Kar, Sevdakar Çelik, Tayfur Şapolyo, Yalçın Eroğlu, Cüneyt Şenyavaş, Mete Ağaoğlu, Raşit Ertunç, Kemal Akkoç, Olga Güler ve Özgün Uysal.
3 Kasım 2011 Perşembe
Ahmet Uysal ve çizgi roman kültürü
Savaştepe Köy Enstitüsü mezunu olan babam, şair ve çocuk öyküleri yazarı Ahmet Uysal (1938-2011), 1970 yılında Yozgat bölgesinde İlköğretim Müfettişi olarak görev yapıyordu. Evimiz Yozgat'ın Sorgun ilçesindeydi. Görev dönüşü Sorgun'a gelirken benden iki yaş büyük olan ağabeyime ve bana okumamız için Doğan Kardeş dergisi, içinde Kızılmaske ve Mandrake'nin de yer aldığı büyük boy Red Kit dergisi ve zaman zaman da Ceylan dergisi getirirdi.
Oysa ağabeyim ve ben, televizyonun daha adının bile duyulmadığı o yıllarda, çocuklar ve gençler arasında çok popüler olan, "Teksas-Tommiks" diye adlandırılan çizgi romanların bağımlısı olmuştuk; fırsat buldukça komşu çocuklarından aldığımız Teksas-Tommiks'leri okuyor, mahalle çocuklarıyla kovboyculuk oynuyorduk. Hafta sonları Sorgun Belediye Sineması'nda izlediğimiz western filmlerinin ve okuduğumuz çizgi romanların etkisiyle, bu oyunlarımızda kimse "kötü" olarak bildiğimiz Kızılderililer olmak istemiyor, herkes kovboy olmak istiyordu.
Oyunlarımıza tanık olan babamız bir gün bizi bir köşeye çekerek, bu filmlerin ve bazı çizgi romanların aslında bizleri nasıl yanılttığını anlattı. Gerçekte, kötü olan "beyaz adam"dı ve iyi olan Kızılderililer aslında kendi topraklarını savunuyorlardı.
"Ben de gençliğimde çok çizgi roman okudum" dedi babam. "Eğer çizgi roman okuyacaksanız, Teks okuyun. Zira Teks Willer, kendisi beyaz olmasına rağmen, beyaz adamın kötü, Kızılderililerin iyi olduğunun farkına varmış, bir Kızılderili kadınla evlenmiş, eşi beyaz adamlar tarafından öldürülmüş, hayatını Novajo Kızılderililerinin bağımsızlığına adamış bir rangerdir." Bunu öğrendiğimizde çok şaşırmıştık.
İşte böyle bir insandı bizim babamız; daha küçücük yaşlardayken bize iyiyle kötünün arasındaki farkı, bağımlısı olduğumuz çizgi romanlar üzerinden çok güzel örnekleyerek, tüm mahalle çocuklarının körpecik beyinlerine adalet duygusunu yerleştirmişti.
Huzur içinde yatsın.
| |||
2 Kasım 2011 Çarşamba
Karikatürist-Gazeteci Özgün Uysal, PADAŞ Bülten'de Yazı İşleri Müdürü
Özgün Uysal, PADAŞ Bülten'le birlikte, bülteni yayımlayan AS TÜDAŞ Şirketler Grubu'nun da Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır.
12 Eylül 2011 Pazartesi
İnternette hacker sorunu
5 Ağustos 2011 Cuma
Şair ve Yazar Ahmet Uysal Vefat Etti!
Edebiyat dünyasından bir yıldız daha kaydı
Şair ve Yazar Ahmet Uysal vefat etti.
1938 Balıkesir/Savaştepe doğumlu Balıkesirli Şair ve Yazar, emekli İlköğretim Müfettişi Ahmet Uysal, 3 Temmuz 2011 Pazar günü geçirdiği kalp krizi sonucu Küçükkuyu-Çanakkale'de vefat etti. Uysal'ın cenazesi 4 Temmuz Pazartesi günü Altınoluk-Edremit'te defnedildi.
Karikatür ve çizgi roman sanatçısı Özgün Uysal'ın da babası olan Şair ve Yazar Ahmet Uysal'ın Ceyhun Atuf Kansu ve Yunus Nadi Şiir Ödülleri gibi bir çok ödülü ve çocuklar için yazdığı 100'ün üzerinde hikaye kitabı mevcuttu.
18 Mayıs 2011 Çarşamba
“1982 mezunu Deniz Astsubayları rüzgarı Güre’de esti”

“1982 mezunu Deniz Astsubayları rüzgarı Güre’de esti”
29 yıl önce Deniz Astsubayı olarak Donanma saflarına katılan 1982 mezunları Güre’de buluştu.
1978 yılında çocuk yaşlarda Deniz Astsubay Hazırlama Okulu’na giren ve 1981 yılına kadar üç yıl boyunca kader arkadaşlığı yapan, 1981-1982 yılları arasında da Karamürsel Eğitim Merkezi’nde sınıf (branş) okulu eğitimi aldıktan sonra Donanma saflarına katılan 1982 mezunları 29 yıl aradan sonra, 13-14 Mayıs 2011 tarihlerinde, Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Güre’de düzenlenen sınıf gününde bir araya geldi.
Bölgenin turistik termal tesisi Afrodit, 1982 mezunlarının emrindeydi
Güre Belediyesi’ne ait Afrodit Termal Tesisleri’nde, Hasan Kösem’in koordinesinde gerçekleştirilen sınıf gününde, eşleri de 1982 mezunlarını yalnız bırakmadı. Günümüzde artık tamamına yakını emekli olan ve savunma sanayi, güvenlik, eğitim, yardımlaşma, sanat gibi alanlarda faaliyet gösteren 1982 mezunları, öncelikle geçen yıl geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybeden sınıf arkadaşları İsmail Özdemir’in Burhaniye-Şahinler Köyü’ndeki mezarlığını ziyaret ederek andılar.
Doğa harikalarıyla dolu Kaz Dağları
1982 mezunları ve eşleri, Güre’de kaldıkları iki gün boyunca Kaz Dağları ve çevresinde bulunan doğal tabiat harikalarını gezerek dünyanın ikinci büyük oksijen yatağı olan Kaz Dağları (İda)’nın o muhteşem havasını teneffüs ettiler.
Sürpriz katılımlar
Sınıf buluşmasına katılım beklenenin üzerinde gerçekleşirken, mazeretleri nedeniyle katılamayanlar, gönderdikleri selam ve mesajlarla sınıf arkadaşlarını unutmadıklarını gösterdiler.
Sırf 1982’liler buluşmasına katılmak için Almanya’dan gelen ve bu ülkede Makine Mühendisi, Doçent, Sağlık sektörü gibi alanlarda kariyer yapmış üç eski dost ile daha okul yıllarında, mezun olmadan okuldan ayrılıp farklı meslek gruplarında hayata atılan ve okul arkadaşlarıyla anı tazelemek için Adana ve Gaziantep’ten katılan iki eski dost, duygulu anlar yaşanmasına sebep oldu.
Mezunların tanınmış simaları
Karikatürist ve Uluslararası Çizgi Roman Sanatçısı Özgün Uysal ile Türk Kızılayı Afet Eğitmeni Engin Korkmaz da, eşleriyle birlikte 1982 mezunları buluşmasına katılarak, sınıf arkadaşlarını yalnız bırakmadı.
Parola : “Seferihisar’da buluşalım.”
15 Mayıs’ta Güre’den güzel duygularla ayrılan 1982 mezunu Deniz Astsubayları, bir sonraki buluşmalarını İzmir-Seferihisar’da gerçekleştirmek için sözleşerek yurdun dört bir yanına, ikamet bölgelerine hareket etti.
1982 mezunu Deniz Astsubayları olarak 13 Mayıs 2011 tarihinde, geçen yıl kaybettiğimiz Emekli Tek.Kd.Bçvş. İsmail Özdemir'in Burhaniye Şahinler Köyü'nde ikamet eden annesini ve İsmail Özdemir'in mezarını ziyaret ettik. Bu video klip, merhum arkadaşımız İsmail Özdemir'in anısına ithaf edilmiştir. (Hazırlayan: Emekli Rad.Kd.Bçvş. Engin Korkmaz)
13 Mart 2011 Pazar
TÜKETİCİ HAKLARI KARİKATÜR SERGİSİ


TÜKETİCİ HAKLARI SERGİSİ BURSA MERİNOS ATATÜRK KONGRE VE KÜLTÜR MERKEZİ’NDE 15 MART SALI SAAT. 14 00 DE AÇILIYOR
Anadolu Karikatürcüler Derneği ve Bursa Barosu’nun birlikte düzenlediği 'Tüketici Hakları' konulu karikatür sergisi Bursa Atatürk Kongre ve Kültür Merkezinde 15 Mart salı günü saat 14 00 de açılacak.
Ayrıca Bursa ilk ve orta dereceli okullar arasında aynı konuda yapılan karikatür yarışmasının sergisi de açılacak. 50 şer eserin sergileneceği etkinlikte öğrencilerin ödülleri de dağıtılacak.
Anadolu Karikatürcüler Derneği (AKAD)’nin ilk basılı karma karikatür albümü de sergi gününe yetiştirilmeye çalışılacak.
Gölcük’de ikamet eden Karikatür ve Çizgi Roman Sanatçısı Özgün Uysal da üç eseri ile sergide ve albümde yer alıyor.
Sergi ve albümde eseri bulunan sanatçı üyeler;
AHMET ESMER
AHMET AYKANAT
AHMET ORHAN
ALİ BULCA
GÖKSEL TUY
CÜNEYT ŞENYAVAŞ
HALİT KURTULMUŞ
KEMAL AKKOÇ
KÜRŞAT ZAMAN
LÜTFÜ ÇAKIN
MEHMET ZEBER
MEHMET KAHRAMAN
MEHMET ORAL
MELTEM SÖNMEZ
METE AĞAOĞLU
OLGA GÜLER
ÖZGÜN UYSAL
RAŞİT ERTUNÇ
SALİH KÜTÜKÇÜ
SEVDAKAR ÇELİK
TURGUT DEMİR’dir.
17 Ocak 2011 Pazartesi
Çizgi Roman Sanatçıları Bursa’da toplandı


Uzun yıllarını çizgi roman sanatına adayan ressamlar 16 Ocak 2011 Pazar günü Bursa’da bir araya geldiler.
Kısa film yönetmeni ve çizgi roman tutkunu Onur Çetincengiz tarafından organize edilen toplantı, Bursa Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan ÇİZMAN isimli sahafta gerçekleştirildi.
Toplantıya, Hürriyet Gazetesi’nden emekli olduktan sonra İzmir’den taşınıp Bursa’ya yerleşen, Uzay Kovboyu Borax, Alpago gibi serilere imza atan ressam Fikret Kol, 1981-1983 yılları arasında Bursa Kamera Dergisi’nin reklam çizerliğini ve karikatüristliğini yapan ve şu anda Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde yaşayan ressam Özgün Uysal, son günlerde içerdiği sahneler nedeniyle gündemden düşmeyen “Genç Mustafa” isimli çizgi romanın yazarı Yalın Alpay ve çizeri Barış Keşoğlu İstanbul’dan, Bursa’da yaşayan fantastik B’ci kısa film yönetmeni Onur Çetincengiz, film görsel efektörü Orkun Karaburun , çizgi roman sitelerinin ve bloglarının yöneticileri ile çok sayıda çizgi roman okuru katıldı.
Sohbet ortamında geçen toplantıda çizgi roman severler, çizgi roman yazar ve çizerleriyle tanışma fırsatı bularak, yaşantıları ve çalışmaları hakkında bilgi aldılar.
Çok sayıda çizgi romanın sergilendiği ve satışının yapıldığı Çizman isimli sahafta, toplantıya katılanlar, Fikret Kol’un resimlediği Çanakkale Savaşları ve Kurtuluş Savaşı isimli çizgi romanı inceleme fırsatı buldular ve bir milletvekili tarafından mahkemeye verilen “Genç Mustafa” isimli çizgi romanın yazar ve çizeri olan Yalın Alpay ve Barış Keşoğlu ile eserin neden mahkemelik olduğu konusunda söyleşi yaptılar.
Günün sonunda Onur Çetincengiz’in yönettiği “Altın Çocuk Kilink’e Karşı” isimli fantastik kısa filmi izleyen katılımcılar, bir sonraki toplantıda yine bir araya gelmek üzere sözleşerek Bursa’dan ayrıldılar.
11 Ocak 2010 Pazartesi
Gramer hataları
Ancak, karikatür ve çizgi romanlardaki yazılar, çizeri tarafından yazıldığı için, düzeltmen bunlara dokunamamakta ve yanlışlar o şekilde okuyucu karşısına çıkmaktadır. Tüm bu hataların giderilmesi yazarların, çizerlerin ve dizgicilerin gramer öğrenmeleriyle mümkün olacaktır.
Burada kısaca konuya değinerek birkaç örnek vermek istiyorum:
1. “Ki” bağlacı :
Dilimizde biçim benzerliği yüzünden çoğu kez birbirine karıştırılan ve aynı şey olduğu sanılan iki tane “ki” vardır.
a. Bunlardan biri, başlı başına kelime sayılan, Farsça’dan dilimize geçen “ki” dir. Cümleleri ve cümlecikleri birbirine bağlayıp, onlar arasında anlam ilgisi kuran bu “ki” bağlaç görevindedir; daima ayrı yazılır.
ÖRNEK : Bir makale okudum, ki çok uzun yazılara bedeldi.
b. Diğer “ki” ise, ek durumunda olan ilgi ekidir. Ünlü uyumuna bağlı değildir. Bu “ki” daima birleşik yazılır.
ÖRNEK : Bununki, onunki, yoldaki, halbuki....
2. Ayrı yazılan “da-de (dahi)” :
“Da-de” Türkçe’de bağlaç, ilgeç olarak kullanılır. Başlı başına kelime durumundadır. Daima ayrı yazılır. Çoğu zaman ismin “de hali” ile karıştırılır.
ÖRNEK : Görsem de inanmam. Ali de geldi.
3. “Mı” soru eki :
Bu ek, ünlü uyumuna girerek “mı, mi, mu, mü” biçimini alabilir. Soru eki daima ayrı yazılır.
ÖRNEK : Yazdın mı? Bunu biliyor muydunuz?
4. “^” inceltme işareti (şapka) :
Günlük konuşmalarımızda “^” inceltme işaretini (şapkayı) vurgulayarak kullanmamıza rağmen, nedense bu işareti yazı yazarken unuturuz. Bu da, aşağıdaki örneklerde de görüleceği gibi, çoğu zaman okuyucuda anlam karışıklıklarına yol açabilmektedir.
ÖRNEK :
a. Kârınızı benimle paylaşır mısınız? (Elde ettiğiniz üremi benimle paylaşır mısınız?)
b. Karınızı benimle paylaşır mısınız? (Eşinizi benimle paylaşır mısınız?)
c. Hâlâ burada mısın? (Şimdi bile burada mısın?)
‘ç. Hala burada mısın? (Hala (babanın kız kardeşi) burada mısın?)
5. “Sini-sine/sını-sına müteakip”:
En çok yapılan hatalardan birisi de “sını müteakip” yerine “sına müteakip” tabirinin kullanılmasıdır. Müteakip kelimesinin eş anlamlısı takiben kelimesidir.
ÖRNEK :
a. Cenaze namazına müteakip (Cenaze namazına takiben) (yanlış)
b. Cenaze namazını müteakip (Cenaze namazını takiben) (doğru)
c. Teşriflerine müteakip (Teşriflerine takiben) (yanlış)
‘ç. Teşriflerini müteakip (Teşriflerini takiben) (doğru).
6. “,” virgül işareti :
Büyük bir hata da, virgül işaretini yanlış yere koymaktan ileri gelmektedir. Yanlış yere konulan virgül işareti de cümlelerin anlamını değiştirmektedir.
ÖRNEK :
a. Adam ol, baban gibi eşek olma. (Baban eşekti, sen ona benzeme, adam ol)
b. Adam ol baban gibi, eşek olma. (Baban adamdı, sen de onun gibi ol, eşek olma).
Yazmanız da, konuşmanız gibi düzgün olsun. Sağlıcakla kalın.
Ön Koltuk
Akşam üzeri saat 20.00'de Ankara'dan İzmit'e hareket ettik. Yanımdaki 1 numaralı koltukta oturan 26-27 yaşlarındaki gençle sohbet etmeye başladım. Ulaş adındaki bu genç Ankara'ya nişanlısını ziyarete gelmiş, Kocaeli'nin Körfez ilçesinde ikamet ediyormuş. Gölcük'de bulunan Ford Otosan'ın boya bölümünde çalıştığını söyledi ama aslında elektronikçiymiş. Bir meslek yüksek okulunun elektronik bölümü mezunu olduğunu söyledi
Bir süre sohbet ettikten sonra söz döndü dolaştı, uzun yolda bir otobüsün ön koltuklarında seyahat etmenin ne kadar güzel olduğuna geldi. Evet, insan gözleri hiç yorulmadan ön koltukta etrafını seyrederek hoşça bir yolculuk yapabiliyordu.
- "Söz ön koltukta yolculuk etmekten açılmışken size annemin teyzesi ile ilgili bir anı anlatayım" dedi Ulaş.
- "Sizi dinliyorum" dedim
- "Annemin yaşlı bir teyzesi var, otobüslerde ön koltukta seyahat etmeyi çok seviyor. Daha doğrusu arka koltuklarda yolculuk yaparsa midesi bulanıyor, kusacak gibi oluyor. Bu yüzden de mutlaka ön koltukta boş yer varsa bilet alıyor. Neyse, bir gün annemin teyzesi gerçekleştireceği bir yolculuk için bir firmaya ait otobüsün en ön koltuğuna, 1 numaraya ait bir bilet almış. Otobüs perona girince de gitmiş otobüse yerine (!) oturmuş.
Otobüsün hareket saati geldiğinde orta yaşlı bir bey gelmiş ve teyzeye "hanımefendi, lütfen kalkar mısınız, o koltuk bana ait" demiş. Önce şaşıran teyze hırsla adama "ne münasebet" demiş. "Ben bu koltuğun parasını verdim, biletim de cebimde; hiçbir güç beni bu koltuktan kaldıramaz" demiş. Bunun üzerine adam "sür o zaman otobüsü de gidelim" demiş. İyice şaşıran teyze "Aaaa, delinin zoruna bak; ben şoför müyüm" demiş. Gülmeye başlayan adam "şoför değilsen benim koltuğumda ne işin var teyze?" deyince iyice şaşıran bizim koca teyze şaşkınlıkla bir sağına, bir soluna, bir de önüne bakmış ki ne görsün; önünde kocaman bir direksiyon ve bir sürü düğmeler.
Meğer bizim teyze aceleyle otobüse bindiğinde 1 numaralı koltuk diye şoförün sürücü koltuğuna oturmamış mı? Bir anda kıpkırmızı olan koca teyzem özürler dileyerek sürücü koltuğundan kalkmış ve koltuğun bir arkasında bulunan 1 numaralı koltuğuna oturmuş. Otobüs mola verdiğinde inen yolcular birbirlerine teyzemi göstererek gülüyorlarmış.
Ulaş'la birlikte gülüştük. Hoş bir anıydı ama herhalde benim başıma böyle bir olay gelseydi yerin dibine batardım. Teyzesinin yapacağı yolculuklarda daha dikkatli olması dileğiyle hoşçakalın
Pişmiş Kelle
Yemek saati gelmesine rağmen bizim yemek aracı gelmemişti. Çok sonra araç, buz gibi olmuş yemeklerle geldiğinde şoföre “neden bu kadar geciktiğini” sordum.
-“Efendim” dedi, “Çanakkale merkezindeki bütün lokantaları ve sakatatçıları dolaştım, hiç birisinde pişmiş kelle yoktu; bulduğum kelleler de daha yeni temizlenmiş, pişirilmemişti.”
-“Eeee?”
-“Ben de çiğ olduğu için yemeyeceğinizden ve burada da pişirme imkanınız olmadığından dolayı almadım. Şehir merkezine indiğim için de geciktim.”
-“???????”
Bir anda dumura uğramıştım. Acaba görevli, şoföre “Pişmiş Kelle” almasını tembihlerken “mizah dergisi” bölümünü mü atlamıştı, yoksa şoförümüz söyleneni yarım kulakla dinleyip bu bölümü algılayamamış mıydı? Ama zihnini pişmiş kelle sakatatına odakladığından, yapmış olduğu açıklama da çok mantıksaldı. Gerçekten de nöbet tuttuğumuz istasyonda mutfak imkanları mevcut olmadığından, yemekler ana birimden pişirilmiş olarak gönderiliyordu.
Bu anlatma / anlama hatası yüzünden aracımızın güzergah değiştirerek gecikmesine mi, personelimize yedireceğimizin yemeklerin bu nedenle soğumasına mı, yoksa şehir merkezinde bulsaydı şoförümüzün satın alarak getireceği pişmiş kelleyi yemek zorunda kalacağıma mı yanayım bir türlü karar verememiştim. Bu olay, her hatırlayışımda beni tebessüm ettiren hoş bir anıdır.
Bir sonraki yazımda buluşmak üzere hoşçakalın.
NOT (*) : Pişmiş Kelle Dergisi, 80’li ve 90’lı yıllarda Milliyet Gazetesi tarafından haftalık olarak yayımlanan bir mizah dergisiydi.
Burak Oktay'ın karikatür sergisi Bursa'daydı

6 Ocak 2010 Çarşamba
Zincirin eksik halkası ve strateji

Toplam Kalite Yönetimi (TKY) konusunda radikal bir yatırım yapmak isteyen iş yerleri, mutlaka ve mutlaka iç müşterilerini (çalışanlarını) motive etmeli, yönetime onların da fikirlerini dahil etmeli ve küçük ödüllendirmelerle (örneğin, arkadaşlarının yanında, başarısından dolayı onu överek veya küçük bir ikramiyeyle taltif ederek) motive etmelidir.
Büyük masraflara girilerek iç müşterilere verilen TKY eğitimlerinden sonra, tamamen dış müşterilere odaklanarak, iç müşteriler sistem dışına itildiği taktirde, elinizde bulunan kalite zincirinin bir baklası eksilecek, bunu onarmaya çalıştığınız taktirde, kopan baklanın yerine yeni bir bakla ekleneceği yerde, iki bakla birbirine iple bağlanarak, geçici bir önlem alınmasına neden olacaktır. Bu, eşittir; kalitenin düşmesi ve dış müşterinin memnuniyetinin sona ermesiyle sonuçlanacaktır. TeKaYe=Hikaye olmasını istemiyorsanız, aman dikkat!
Strateji nedir?
Toplam Kalite Yönetimi konusunda çalışma yapmak isteyen kurumlar ve iş yerleri, öncelikle kendilerine uygun bir strateji belirlemeli ve bu konunun uzmanı olan stratejistlere danışarak, çalışanlarına verecekleri eğitimleri, strateji uzmanının koordinesinde gerçekleştirmelidirler.
28 yıllık değerli dostum, strateji uzmanı sayın Haluk Ünaldı’nın, KOBİ EFOR Dergisi’nin Kasım 2002 sayısında yer alan bir yazısına göre strateji, “başarılı olanı taklit etmek değil, farklı olanı yaratmaktır.” Yani strateji, bir planlama süreci değil, yaratma sürecidir.
Bakınız Ünaldı strateji konusunda daha neler söylüyor ve neler öneriyor:
“Strateji, geleceğe dönük öngörüler yapmak değil, sağlıklı öngörüler doğrultusunda geleceği yönlendirebilmektir.
Strateji, değişime kolaylıkla adapte olabilecek beceriyi geliştirmek değil, değişime liderlik etmektir.
Strateji, bir yarışta en başarılı olmak üzere performansı arttıracak teknikleri geliştirmek değil, kolaylıkla birinci olunabilecek yarışı seçmektir.
Strateji, becerilerimize bağlı olarak girebileceğimiz en iyi üniversiteyi seçmek değil, vizyonumuza uygun üniversiteye girebilmemizi sağlayacak beceriyi geliştirebilmektir.
Strateji, sevdiğimizin bize sadık kalması için yöntemler bulabilmek değil, aynı yöntemleri bizim için bulmak üzere onun, gece gündüz düşünmesini sağlayacak ortamı yaratmaktır.
Strateji, rakip baskısı altında kalındığında, bu baskıdan kurtulacak teknikleri geliştirmek değil, rakibin üzerinde sürekli olarak baskı kurabilecek yöntemleri bulmaktır.
Strateji, bir şirketin kriz ortamında hayatta kalmasını sağlayacak şartları bulmak değil, aynı kriz ortamında rakipler yok olurken, kârını ikiye katlayabilecek yöntemi bulmaktır.
Strateji çok yoğun bir rekabet ortamında, rakiplerden daha başarılı olacak pazarlama yöntemlerini bulmak değil, hiç rekabetin olmadığı bir pazar bulmaktır.
Strateji, Türkiye’nin turizm gelirlerini % 5-10 arttırmak değil, hiç ülke dışına çıkmamış ve çıkmayı da düşünmeyen yabancıları Türkiye’ye getirebilecek ortamı hazırlamaktır.
Strateji, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne on sene sonra nasıl girebileceği konusunda fikir üretmek değil, Avrupa Birliği’nin temsilcilerinin Türkiye’yi birliğe katılmaya ikna etmek üzere, Ankara’da karargâh kurmalarını sağlayabilecek yöntemi bulmaktır.
Strateji, her ne olursa olsun, farklı bir şeyler yaratmak değil, vizyonumuz, misyonumuz ve ilkelerle uyumlu olarak, seçilmiş değerlerimize sadık kalmak üzere başarılı olmaktır.”
Ve, sayın Ünaldı bu konudaki düşüncelerini, “Unutulmamalıdır ki hayat, elimizde hangi kartlar olduğu değil, elimizdeki kartları nasıl oynadığımızdır” diye sonlandırıyor.
Kişisel ve kurumsal gelişime ihtiyacı olanlar, strateji uzmanı Haluk Ünaldı’ya, http://www.paradigmam.com/ veya mailto:halukunaldı@kobi-efor.com.tr elektronik posta adresinden ulaşabilirler.
Sağlıcakla kalın.
4 Ocak 2010 Pazartesi
"4 Yanlış 1 Doğruyu..." 8 Ocak'ta Bursa'da

Karikatürist Şengöz'ü Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çıkartmamış

DENİZ ASTSUBAY OKULLARI ÖĞRENCİLERİ, 43 YILDAN BERİ BENİM TASARIMIM OLAN ŞAPKA KOKARTINI KULLANMAKTALAR
Tüm kuvvetlere ait askeri öğrencilerin şapka kokartlarında Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden ve yukarı doğru baktığı için bağımsız bir...
-
Tüm kuvvetlere ait askeri öğrencilerin şapka kokartlarında Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden ve yukarı doğru baktığı için bağımsız bir...











