Özgün UYSAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özgün UYSAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2023 Çarşamba

DENİZ ASTSUBAY OKULLARI ÖĞRENCİLERİ, 43 YILDAN BERİ BENİM TASARIMIM OLAN ŞAPKA KOKARTINI KULLANMAKTALAR



Tüm kuvvetlere ait askeri öğrencilerin şapka kokartlarında Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden  ve yukarı doğru baktığı için bağımsız bir devlet olduğunu simgeleyen ay yıldız mevcutken, sadece Deniz Asb. Hazırlama ve Sınıf Okulu öğrencilerinin şapka kokartlarında ay yıldız yoktu. 1979 yılında Sınıf Subayımız olan Dz.Yzb. Ertuğrul Topçu, benim bir kokart tasarlamamı istedi. Üç farklı kokart tasarlayıp çizdim. Bu çizimlerimi Mercan Yokuşu'ndaki askeri kıyafet ve şapka üreticisi bir firmaya götürerek, kokart şeklinde ürettirdim. İmalat ücretini de Yzb. Ertuğrul Topçu verdi. Bu üç çizimden en sade olan çizimin kullanılmasına karar verildi ve okul komutanlığı tarafından Dz.K.K. Kıyafet Yönetmeliği'ne işlenmesi için değişiklik teklifi Dz.K.K.lığı'na gönderildi. Teklif kuvvet tarafından uygun görüldü ve yönetmeliğe değişiklik olarak görseli ile birlikte yayımlandı. 1980 yılından itibaren de Deniz Dikimevi tarafından imal edilerek tüm Hzl. ve Snf. Okulu öğrencilerine dağıtılarak kullanılmaya başlandı. Her ne kadar yönetmelikte yer alan kokardın tasarımcısının kim olduğu yazmasa da, başta sınıf subayımız olmak üzere 82'li devre arkadaşlarım ve bir alt sınıfımız olan 83 mezunlarının birçoğu bu kokartı benim tasarladığımı bilmektedirler. Söz konusu tasarımım halihazırda Dz.Asb.MYO öğrencileri tarafından kullanılmaya devam edilmektedir. Bu da benim için ayrı bir gururdur.

21 Şubat 2012 Salı

Müslüman Petrol



İzmit'te görev yaparken birlikte çalıştığım Sibel isminde Çanakkaleli bir memurum vardı. Anneannesi Çanakkale'de ikamet ediyordu. Bir yaz tatilinde Çanakkale'ye anneannesine gitmişler, İzmit'e dönmelerine yakın Sibel : 

- "Anane" demiş, "bize gelmek istersen muavine söylersin, Yarımca'da seni Türk Petrol'ün önünde indirir.”

- "Yavrum, ben ne petrol olduğunu unuturum, aklımda tutamam.”

- "Yapma Anane yaaa... Bu kadar basit bir şey unutulur mu? Petrolü zaten biliyorsun. Unutmamak için kendi kendine sor; ben neyim? "Türk". "Nerede ineceğim? " "Türk Petrol." İşte böyle soru cevapla nerede ineceğini çok kolay hatırlarsın.”

- "Eh iyi bakalım yavrum, inşallah karıştırmam" demiş yaşlı anneannesi.

Sibel'ler Çanakkale'den İzmit'e dönmüşler. Birkaç ay sonra anneannesi telefon açarak yanlarına geleceğini haber vermiş. Anneannenin geleceği gün kardeşiyle birlikte Yarımca'da yol kenarında Türk Petrol'ün yanında beklemeye başlamışlar.

Çanakkale'den hareket eden otobüste yaşlı kadın kendi kendine sormuş; "ben neyim", içinden cevaplamış "müslüman", "nerede inecektim?"; gene kendi kendine yanıtlamış; "Müslüman Petrol'de." Nerede ineceğini hatırlamış olmanın sevinciyle muavine seslenmiş :

- "Muavin bey, oğlum.. Yarımca'ya geldiğimizde ben Müslüman Petrol'ün önünde ineceğim, sakın unutup da beni başka yerde indirme, tamam mı?"

- "...????????"

- "Valla sonra muavinle nasıl anlaşıp da Türk Petrol'ün önünde indi Ananem, ben de bilmiyorum" dedi Sibel.

Bunu muavine sormak lazımdı.

Ön Koltuk



Ağustos 2004 ayında yeni atandığım iş yerime katılmak üzere Ankara'ya gitmiştim. Burada iki hafta çalıştıktan sonra yıllık iznime ayrıldım ve 13 Ağustos 2004 Cuma günü evimin bulunduğu İzmit'e dönmek üzere Kızılay'da bulunan bir yazıhaneden bilet aldım. Şansıma, ön sıralarda yer varmış; 2 numaralı bileti verdiler. 

Akşam üzeri saat 20.00'de Ankara'dan İzmit'e hareket ettik. Yanımdaki 1 numaralı koltukta oturan 26-27 yaşlarındaki gençle sohbet etmeye başladım. Ulaş adındaki bu genç Ankara'ya nişanlısını ziyarete gelmiş, Kocaeli'nin Körfez ilçesinde ikamet ediyormuş. Gölcük'de bulunan ünlü bir otomotiv fabrikasının boya bölümünde çalıştığını söyledi ama, aslında elektronikçiymiş. Bir meslek yüksek okulunun elektronik bölümü mezunu olduğunu söyledi.

Bir süre sohbet ettikten sonra söz döndü dolaştı, uzun yolda bir otobüsün ön koltuklarında seyahat etmenin ne kadar güzel olduğuna geldi. Evet, insan gözleri hiç yorulmadan ön koltukta etrafını seyrederek hoşça bir yolculuk yapabiliyordu.

- "Söz ön koltukta yolculuk etmekten açılmışken size annemin teyzesi ile ilgili bir anı anlatayım" dedi Ulaş. 

- "Sizi dinliyorum" dedim.

- "Annemin yaşlı bir teyzesi var, otobüslerde ön koltukta seyahat etmeyi çok seviyor. Daha doğrusu arka koltuklarda yolculuk yaparsa midesi bulanıyor, kusacak gibi oluyor. Bu yüzden de mutlaka ön koltukta boş yer varsa bilet alıyor. Neyse, bir gün annemin teyzesi gerçekleştireceği bir yolculuk için bir firmaya ait otobüsün en ön koltuğuna, 1 numaraya ait bir bilet almış. Otobüs perona girince de gitmiş otobüse yerine oturmuş. Otobüsün hareket saati geldiğinde orta yaşlı bir bey gelmiş ve teyzeye "hanımefendi, lütfen kalkar mısınız, o koltuk bana ait" demiş. Önce şaşıran teyze hırsla adama "ne münasebet" demiş. "Ben bu koltuğun parasını verdim, biletim de cebimde; hiçbir güç beni bu koltuktan kaldıramaz" demiş. Bunun üzerine adam "sür o zaman otobüsü de gidelim" demiş. İyice şaşıran teyze "Aaaa, delinin zoruna bak; ben şoför müyüm" demiş. Gülmeye başlayan adam "şoför değilsen benim koltuğumda ne işin var teyze?" deyince iyice şaşıran bizim koca teyze şaşkınlıkla bir sağına, bir soluna, bir de önüne bakmış ki ne görsün; önünde kopkaca bir direksiyon ve bir sürü düğmeler. Meğer bizim teyze aceleyle otobüse bindiğinde 1 numaralı koltuk diye şoförün sürücü koltuğuna oturmamış mı? Bir anda kıpkırmızı olan koca teyzem özürler dileyerek sürücü koltuğundan kalkmış ve koltuğun bir arkasında bulunan 1 numaralı koltuğuna oturmuş. Otobüs mola verdiğinde inen yolcular birbirlerine teyzemi göstererek gülüyorlarmış.

Ulaş'la birlikte gülüştük. Hoş bir anıydı ama herhalde benim başıma böyle bir olay gelseydi yerin dibine batardım. 

Teyzesinin yapacağı yolculuklarda daha dikkatli olması dileğiyle hoşçakalın.

31 Ocak 2012 Salı

Yarışma Afişinin Karikatürü Özgün Uysal'dan


İstanbul Arel Üniversitesi öğrencileri sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında Tüketici Hakları temalı bir karikatür yarışması düzenliyorlar.

Jüri üyeleri arasında Leman Dergisi Kurucularından Mehmet ÇAĞÇAĞ’ın da yer aldığı yarışmaya Leman Dergisi de destek veriyor.
İstanbul Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğrencilerinin sürdürdüğü  Yrd. Doc. Dr.Saadet Ugurlu koordinatörlüğünde “Bireysel Sorumluluktan Toplumsal Sorumluluğa” isimli sosyal sorumluluk kampanyaları üçüncü yılında da  tüm hızıyla devam ediyor. Projelendirme, planlama, yürütme, değerlendirme ve basın tanıtımına kadar her aşamanın öğrencilerce yürütüldüğü kampanyaların biri daha “Tüketici Haklarınızı Biliyor Musunuz?”  sloganıyla hayata geçiriliyor.
İstanbul Arel Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü öğrencilerinden Taha Fatih Can ve Nurdan Kemer, Deposite Outlet Merkezi, Leman Dergisi ve Tüm Tüketicileri Koruma Derneği’nin de destekleriyle, daha bilinçli bir tüketim toplumu oluşturmak adına Tüketici Hakları Temalı bir karikatür yarışması düzenliyorlar. 

Yarışmanın afişinde Karikatürist ve çizgi roman ressamı Özgün Uysal’ın tüketiciyi “kukla” gibi kullanan ve “tüketiciyi kullanma kılavuzu” adlı kitap okuyan bir kişinin resmedildiği karikatürü yer alıyor.
17 Mart Cumartesi günü Deposite Outlet Merkezi’nde ödül töreni yapılacak yarışmaya, karikatüristler 01 Şubat – 01 Mart tarihleri arasında eserlerini Deposite Outlet Merkezi’ne gönderebilecekler.
Nurdan Kemer ve Taha Fatih Can’ın yürüttüğü proje için detaylı bilgiyi açtıkları blog sayfasından öğrenebilirsiniz.

9 Aralık 2011 Cuma

Dantelli Pot

1981-1983 yılları arasında aylık olarak Bursa’da yayımlanan “Kamera” isimli magazin dergisinin reklam çizerliğini ve karikatüristliğini yapıyordum.

Bir gün derginin yazı işleri müdürü Talat Uncuoğlu, benden bir spor merkezine reklam sayfası çizmemi istedi. Sanırım 1981 yılıydı; 18 yaşlarında daha toy sayılabilecek bir çağdaydım.
 Talat Uncuoğlu

Reklam çizimlerimi yaparken moda dergilerindeki fotoğraflardan yararlanırdım. Yabancı bir moda dergisinden, ağırlık çalışan bir erkek ve bir kadın fotoğrafı bularak onu çizgiye dönüştürdüm. Derginin Yazı İşleri Müdürü ve yayın kurulu çizimimi onaylayarak bir sonraki sayıda yayına soktu. Sokmasına soktu da, işte asıl kıyamet ondan sonra koptu.

Ben bir spor salonunun içini bizzat görmediğimden, ağırlık çalışan kadını body ile değil, dantelli iç çamaşırlarıyla çizmiştim. Dergideki reklamı gören spor salonu sahibi ortalığı ayağa kaldırmış; yazı işleri müdürümüze çokca sitem etmişti.

Talat Uncuoğlu’nun kulakları çınlasın; bu olay ne zaman aklıma gelse “18 yaşımda ne kadar toymuşum. Dantelli bir kadın iç çamaşırıyla bodyi bile ayıramıyormuşum” diye tebessüm etmekten kendimi alamıyorum.

2 Kasım 2011 Çarşamba

Karikatürist-Gazeteci Özgün Uysal, PADAŞ Bülten'de Yazı İşleri Müdürü

Karikatürist, Çizgi Roman Ressamı ve Serbest Gazeteci Özgün Uysal, 30 Eylül 2011 tarihinden itibaren Gölcük'de yayımlanmaya başlayan PADAŞ Bülten'in Yazı İşleri Müdürü olarak göreve başladı.

 Özgün Uysal, PADAŞ Bülten'le birlikte, bülteni yayımlayan AS TÜDAŞ Şirketler Grubu'nun da Yazı İşleri Müdürü olarak görev yapmaktadır.

18 Mayıs 2011 Çarşamba

“1982 mezunu Deniz Astsubayları rüzgarı Güre’de esti”






“1982 mezunu Deniz Astsubayları rüzgarı Güre’de esti”

29 yıl önce Deniz Astsubayı olarak Donanma saflarına katılan 1982 mezunları Güre’de buluştu.

1978 yılında çocuk yaşlarda Deniz Astsubay Hazırlama Okulu’na giren ve 1981 yılına kadar üç yıl boyunca kader arkadaşlığı yapan, 1981-1982 yılları arasında da Karamürsel Eğitim Merkezi’nde sınıf (branş) okulu eğitimi aldıktan sonra Donanma saflarına katılan 1982 mezunları 29 yıl aradan sonra, 13-14 Mayıs 2011 tarihlerinde, Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Güre’de düzenlenen sınıf gününde bir araya geldi.

Bölgenin turistik termal tesisi Afrodit, 1982 mezunlarının emrindeydi

Güre Belediyesi’ne ait Afrodit Termal Tesisleri’nde, Hasan Kösem’in koordinesinde gerçekleştirilen sınıf gününde, eşleri de 1982 mezunlarını yalnız bırakmadı. Günümüzde artık tamamına yakını emekli olan ve savunma sanayi, güvenlik, eğitim, yardımlaşma, sanat gibi alanlarda faaliyet gösteren 1982 mezunları, öncelikle geçen yıl geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybeden sınıf arkadaşları İsmail Özdemir’in Burhaniye-Şahinler Köyü’ndeki mezarlığını ziyaret ederek andılar.

Doğa harikalarıyla dolu Kaz Dağları

1982 mezunları ve eşleri, Güre’de kaldıkları iki gün boyunca Kaz Dağları ve çevresinde bulunan doğal tabiat harikalarını gezerek dünyanın ikinci büyük oksijen yatağı olan Kaz Dağları (İda)’nın o muhteşem havasını teneffüs ettiler.

Sürpriz katılımlar

Sınıf buluşmasına katılım beklenenin üzerinde gerçekleşirken, mazeretleri nedeniyle katılamayanlar, gönderdikleri selam ve mesajlarla sınıf arkadaşlarını unutmadıklarını gösterdiler.

Sırf 1982’liler buluşmasına katılmak için Almanya’dan gelen ve bu ülkede Makine Mühendisi, Doçent, Sağlık sektörü gibi alanlarda kariyer yapmış üç eski dost ile daha okul yıllarında, mezun olmadan okuldan ayrılıp farklı meslek gruplarında hayata atılan ve okul arkadaşlarıyla anı tazelemek için Adana ve Gaziantep’ten katılan iki eski dost, duygulu anlar yaşanmasına sebep oldu.

Mezunların tanınmış simaları

Karikatürist ve Uluslararası Çizgi Roman Sanatçısı Özgün Uysal ile Türk Kızılayı Afet Eğitmeni Engin Korkmaz da, eşleriyle birlikte 1982 mezunları buluşmasına katılarak, sınıf arkadaşlarını yalnız bırakmadı.

Parola : “Seferihisar’da buluşalım.”

15 Mayıs’ta Güre’den güzel duygularla ayrılan 1982 mezunu Deniz Astsubayları, bir sonraki buluşmalarını İzmir-Seferihisar’da gerçekleştirmek için sözleşerek yurdun dört bir yanına, ikamet bölgelerine hareket etti.



1982 mezunu Deniz Astsubayları olarak 13 Mayıs 2011 tarihinde, geçen yıl kaybettiğimiz Emekli Tek.Kd.Bçvş. İsmail Özdemir'in Burhaniye Şahinler Köyü'nde ikamet eden annesini ve İsmail Özdemir'in mezarını ziyaret ettik. Bu video klip, merhum arkadaşımız İsmail Özdemir'in anısına ithaf edilmiştir. (Hazırlayan: Emekli Rad.Kd.Bçvş. Engin Korkmaz)

17 Ocak 2011 Pazartesi

Çizgi Roman Sanatçıları Bursa’da toplandı



Uzun yıllarını çizgi roman sanatına adayan ressamlar 16 Ocak 2011 Pazar günü Bursa’da bir araya geldiler.

Kısa film yönetmeni ve çizgi roman tutkunu Onur Çetincengiz tarafından organize edilen toplantı, Bursa Cumhuriyet Caddesi’nde bulunan ÇİZMAN isimli sahafta gerçekleştirildi.

Toplantıya, Hürriyet Gazetesi’nden emekli olduktan sonra İzmir’den taşınıp Bursa’ya yerleşen, Uzay Kovboyu Borax, Alpago gibi serilere imza atan ressam Fikret Kol, 1981-1983 yılları arasında Bursa Kamera Dergisi’nin reklam çizerliğini ve karikatüristliğini yapan ve şu anda Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde yaşayan ressam Özgün Uysal, son günlerde içerdiği sahneler nedeniyle gündemden düşmeyen “Genç Mustafa” isimli çizgi romanın yazarı Yalın Alpay ve çizeri Barış Keşoğlu İstanbul’dan, Bursa’da yaşayan fantastik B’ci kısa film yönetmeni Onur Çetincengiz, film görsel efektörü Orkun Karaburun , çizgi roman sitelerinin ve bloglarının yöneticileri ile çok sayıda çizgi roman okuru katıldı.

Sohbet ortamında geçen toplantıda çizgi roman severler, çizgi roman yazar ve çizerleriyle tanışma fırsatı bularak, yaşantıları ve çalışmaları hakkında bilgi aldılar.

Çok sayıda çizgi romanın sergilendiği ve satışının yapıldığı Çizman isimli sahafta, toplantıya katılanlar, Fikret Kol’un resimlediği Çanakkale Savaşları ve Kurtuluş Savaşı isimli çizgi romanı inceleme fırsatı buldular ve bir milletvekili tarafından mahkemeye verilen “Genç Mustafa” isimli çizgi romanın yazar ve çizeri olan Yalın Alpay ve Barış Keşoğlu ile eserin neden mahkemelik olduğu konusunda söyleşi yaptılar.

Günün sonunda Onur Çetincengiz’in yönettiği “Altın Çocuk Kilink’e Karşı” isimli fantastik kısa filmi izleyen katılımcılar, bir sonraki toplantıda yine bir araya gelmek üzere sözleşerek Bursa’dan ayrıldılar.

11 Kasım 2009 Çarşamba

Burak Oktay’ın karikatürleri Gölcüklülerle buluştu


Karikatürist Burak Oktay’ın ‘4 Yanlış 1 Doğruyu…’ isimli karikatür sergisi 3 Kasım 2009 tarihinde Gölcük Belediyesi Sanat Galerisi’nde açıldı. Serginin açılışına Gölcük Belediye Başkanı Mehmet Ellibeş, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Demir, Gölcüklü Karikatürist Özgün Uysal, sanatseverler ve öğrenciler katıldı. Serginin açılış kurdelesini Başkan Ellibeş, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet Demir ve sergi sahibi Burak Oktay kesti. Genç yaşına rağmen başarılı karikatürleriyle dikkat çeken Oktay, karikatürleri hakkında katılımcılarına bilgi verdi. Sergi 14 Kasım’a kadar gezilebilir.

2 Eylül 2009 Çarşamba

Türk Çizgi Romanında “Balıkesirli” imzası











Gölcük’ün Değirmendere semtinde yaşayan Balıkesirli karikatür ve çizgi roman sanatçısı Özgün Uysal, Türk Çizgi Romanının yetiştirdiği sayılı sanatçılardan yalnızca birisi.






Türk Çizgi Romanına emek veren Suat Yalaz, Sezgin Burak, Fikret Kol gibi sayılı çizerlerin arasında yer alan Balıkesirli sanatçı Özgün Uysal, Gölcük ilçemizin Değirmendere semtinde yaşıyor.

70’li yıllarda karikatür ve çizgi roman çizmeye başlayan Uysal, ilk çizgi romanını 1975 yılında T.Semuşkin’in “Merhaba Çukotka” isimli romanında yer alan bir eskimo öyküsünü fotografik tarzda resimleyerek amatör bir ruhla çizmiş. 1978 yılında çizdiği, nükleer savaş sonrası dünyayı anlatan “Geçmişten Gelen Adam” isimli çizgi romanını aynı yıl Hürriyet Gazetesi’nde “Gerçek Hayat Hikayeleri” isimli seriyi çizen Faruk Geç’e götürdüğünde, Geç bu çizgi romanı 16 yaşındaki bu gencin çizdiğine bir türlü inanamamış. Özgün Uysal, bir kez de Faruk Geç’in gözü önünde çizerek yeteneğini sergilemek durumunda kalmış.

Kadrosunda Semih Balcıoğlu, Zeki Beyner, Cafer Zorlu, Müjdat Gezen, Mahmut Karatoprak, Sunder Erdoğan, Yaşar Tosun gibi karikatür sanatçılarının yer aldığı Çivi Mizah Gazetesi’nin 1978 yılında yayın hayatına başlayarak Türk mizah dünyasına yeni bir soluk getirmesi, Özgün Uysal’ın çizgi romana bir süre ara vererek karikatür sanatına yönelmesine neden olmuş. Bir süre Çivi’deki usta çizerlerin yanında yetişerek çizgilerini geliştiren Uysal, 1978-1981 yılları arasında İstanbul’da Deniz Astsubay Okulu’nda okurken, bir yandan da hafta sonları bir reklam şirketinde reklam grafikerliği kursları almış.

Yılllarca askerlik mesleğiyle çizerliği birlikte yürüten ve 1984 yılına kadar karikatürleri bir çok gazete ve dergide yayınlandıktan sonra tekrar çizgi roman sektörüne dönüş yapan Uysal, 1984 yılında uzun soluklu bir çizgi roman çizmeye karar vermiş ve Albert Einstein’in İzafiyet Teorisi’ne dayanan, konusu 30 ncu yüzyılda geçen “Kaptan Mirza, Zaman Gezginleri” isimli ilk uzun soluklu çizgi romanını çizmiş. 1984 yılında Planet Evrende Zeki Hayat Dergisi’nde pilot çizgi roman olarak yayınlanan bu eseri, 1985-1987 yılları arasında üç ayrı macera halinde gazetelerde yayınlanmış.

“Hep Amerika’nın süper kahramanları var da, Türkiye’nin niye yok?” diye kağıt kaleme sarılan Uysal, 1987 yılında, özel kostümünün göğsünde Türk bayrağının sembolü “ay-yıldız”, maskesinin alın kısmında da Türkiye’nin sembolü “T” harfi olan ilk Türk süper kahramanı “Kaptan Ay-Yıldız”ı tasarlayarak çizmeye başlamış. Bu kahramanın çizimini 2009 yılında Emrah Çıldır isimli bir çizer Uysal’dan devralarak tekrar çizmeye başlamış.






2004 yılına kadar karikatürleri ve çizgi romanları hem yurt içinde hem de yurt dışında (A.B.D., Almanya, Avustralya) yayınlanan Özgün Uysal’ın, aynı yıl T.S.K.lerinden emekli olduktan sonra çizmeye başladığı “Donanma Kaplanı” isimli çizgi romanı da Avustralya’da büyük ilgiyle karşılanmış. Fantastik Türk Sineması hayranı ve araştırmacısı olan Özgün Uysal, 60’lı yılların sonunda büyük ilgi gören Kilink (Killing) serisi filmlerin devamını yazarak, 2008 yılında “Kilink Uçan Adama Karşı-2, Efsane Geri Döndü” isimli bir çalışmasıyla tekrar çizgi roman sektörüne geri dönüş yapmış.

Günümüzde, A.B.D.’den yayın yapan “Question Jar” isimli sitenin lisanslı çizerliğini yapan Özgün Uysal, mütevazi yaşantısını Gölcük Değirmendere’de devam ettirmekte.







3 Haziran 2008 Salı

Neden Çizgi Roman?

1969 yılında, ilköğretim müfettişi olan babamın görevi nedeniyle Yozgat’ta oturuyorduk. Babam, o zamanlar kendisine sürekli Akbaba mizah dergisi, ağabeyim ile bana da Ceylan dergisi alırdı. O tarihte henüz ilkokula gitmediğim için bu dergilerin içindeki karikatür ve çizgi romanları büyük bir hayranlıkla inceler, ilkokul 2 nci sınıfa giden ağabeyime bu çizimlerin konuşma balonlarını bana da okuması için yalvarırdım. Robot Ali, Sihirli Göz ve ismini hatırlayamadığım daha bir çok çizgi roman karakteri ile ilk kez bu dönemde tanışmıştım.

1970 yılında Yozgat’ın Sorgun ilçesine taşındık. Babam artık bizlere Doğan Kardeş dergisi de getirmeye başlamıştı. Uçan Adam adıyla yayınlanan Superman ve Tarzan ile de bu dergi sayesinde tanışmış oldum. Aynı yıl ilkokula başladığım için çizgi romanları kendim okumaya başlamıştım ve bu sayede okuma alışkanlığım da hızla gelişiyordu. Aynı yıl komşu çocuklarının sayesinde, büyük boy olarak yayımlanan Batman, Red Kit, Tom Miks, Teksas ve Teks dergileri ile tanıştım. Red Kit dergisinin içinde iki ayrı bölüm halinde Kızılmaske ve Sihirbazlar Kralı Mandrake de yayınlanıyordu. Sonraki yıllarda konunun içine dalınca bazı çizgi romanların orijinal adı ile yayınlanmadığını, yayımcı firmanın bulduğu farklı isimlerle yayınlandığını öğrendim. Örneğin; Tom Miks sessiz sinema döneminde western filmleri çeviren çok ünlü bir aktördü ve Tom Miks çizgi romanının orijinal adı Capitano Mickey (Küçük Yüzbaşı), Red Kit’in orijinal adı Lucky Luke (Şanslı Luke), Kızılmaske’nin ise The Phantom, The Walking Ghost (Fantom, Yürüyen Hayalet) idi.

Gene 70’li yıllarda bir sakız firması da, satın aldığınız ciklet ile birlikte küçük boyda basılmış Tarkan dergileri veriyordu. Okuduğum bu çizgi romanlar ile kendimi bir anda büyülü bir dünyada bulmuştum. Hatta western çizgi romanları bizi öylesine etkilemişti ki, yaz tatillerinde köye gittiğimizde eşeğe binmek için ağabeyim ile yarışır olmuştuk (bu arada ağabeyimin ısrarla binmeye çalıştığı sıpadan düşüşünü de hiç unutamam). Bindiğimiz eşek at, eşeği koşturduğumuz ova çöl, ağabeyim ile ben de birer kovboy olurduk.

İşte, çizgi roman çizme hevesim de ilkokula başladığım bu dönemde başladı. Sezgin BURAK’ın çizdiği Tarkan’ı kopyalayarak o küçücük yaşımda çizgi roman çizmeye çalışıyordum. Aynı yıl Cumhuriyet gazetesinde tanıştığım Garth isimli çizgi roman ile de, o zamanlar adını koyamadığım bilim-kurgu türüne de bir ilgim olduğunu hissetmiştim.

1970-1975 yılları arasında sayısız çizgi roman okudum ve yukarıda bahsettiğim çizgi roman kahramanları dışında Karaoğlan, Pekos Bill, Kit Taylor, Kinowa, Kaan, Kara Murat, Tolga, Tom Braks, Tom Billy, Zembla, Jungla, Demir Adam, Vampirella, Hulk, Örümcek Adam, Kaptan Amerika, Gordon, Yüzbaşı Volkan, Kaptan Venüs... gibi bir çok çizgi roman kahramanı ile tanıştım.

1975-1978 yılları arasında (ki ortaokul öğrencisiydim) karikatür ve amatörce çizgi romanlar çizmeye başlamıştım. Ortaokulu bitirdiğim 1978 yılının yaz aylarında, nükleer bir savaş sonrasında dünyada sağ kalan insanların yaşam mücadelesini anlattığım “Tarihten Gelen Adam” isimli 10 sayfalık bilim-kurgu tarzında kısa bir çizgi roman çizmiştim. O tarihte Bandırma’daydım ve İstanbul’da, Günaydın gazetesinin matbaasında çalışan amcamı ziyaret için İstanbul’a gittiğimde, Hürriyet gazetesine de uğrayarak “Gerçek Hayat Hikayeleri” serisini çizen Faruk GEÇ’i ziyaret ettim. Faruk GEÇ, “çizgiler ve konu çok güzel, ancak senin yaşın da çok küçük, bunları sen çizmiş olamazsın” dedi. Kendisine, hemen onun yanında çizim yaparak bunları benim çizdiğimi ispatlayabileceğimi söyledim ama kabul ettiremedim. Bunun üzerine Milliyet Çocuk dergisine giderek çizmiş olduğum çizgi romanı yayınlatmak istediğimi söyledim. Aldığım yanıt, üç aşağı, beş yukarı aynıydı ve derginin kadrolu çizerleri olduğu, yurtdışından satın alınan çizgi romanlar da dahil, hepsinin sayfalarının planlı olduğu, bu yüzden çizgi romanımı yayınlayamayacaklarını söylediler. Ancak ilk karikatürüm o yıl Milliyet Çocuk dergisinde yayımlandığı için bu derginin aradan çok uzun yıllar geçmesine rağmen kalbimde ayrı bir yeri vardır.

Aynı yıl, İstanbul’da kazandığım ve üç yıl boyunca okuyacağım Deniz Astsubay Hazırlama Okulu’na kaydımı yaptırdık. Artık İstanbul’da olmam benim için bir avantajdı. Her hafta sonu gazeteleri ve dergileri dolaşıyor çizdiğim karikatürleri götürüyordum. Bu arada çizgi roman olayına ara vermiş, karikatür üzerinde yoğunlaşmıştım. Mutlaka her hafta sonu, kadrosunda Müjdat GEZEN, Semih BALCIOĞLU, Zeki BEYNER, Cafer ZORLU, Mahmut KARATOPRAK, Ercan TURGUT gibi isimlerin çalıştığı ÇİVİ mizah gazetesine uğrardım. (1992 yılında Gölcük’de ikamet eden karikatürist Yaşar TOSUN ile tanıştığımda, kendisinden onun da ÇİVİ mizah gazetesinde o dönemde çizerlik yaptığını öğrendim; ancak aradan çok uzun bir zaman geçtiği için kendisini gazeteden hatırlayamamıştım.)

1978 yılında, cep harçlığımdan biriktirdiğim para ile Bandırma’da “Arkadaş” isimli, bilim-kurgu ağırlıklı bir dergi bastırdım. Kapağını da kendim çizmiştim. Şu anda elimde bir sayı bile kalmamasına üzülüyorum. 1980 yılında da gene aynı hızla “Bandırma’nın Sesi” dergisini bastırdım. Büyük emeklerle hazırladığım her iki derginin ömürleri tek sayılık olmasına rağmen, “Bandırma’nın Sesi” dergisinden elimde bir sayı kalması bile beni mutlu etmeye yetiyor diyebilirim. Unutmadan, “Bandırma’nın Sesi” dergisinin arka kapağında da Kızılmaske (The Phantom)’nin kısa bir macerasını yayınlamıştım.

1978 yılında tanıştığım X-BİLİNMEYEN bilim-kurgu dergisi ile kendimi bir anda bilim-kurgunun o muhteşem dünyasında bulmuştum. 1980’li yılların başında yayınlanmaya başlayan ve UFO’lar ile dünya dışı hayat normları hakkında konular içeren “Planet, Evrende Zeki Hayat” dergisi, tekrar çizgi roman (özellikle de bilim-kurgu türü) çizmeye başlamama neden oldu. O sıralarda Ankara’da görev yapıyordum ve İstanbul ile yaptığım yazışmalar sonucu derginin yöneticisi Sayın Selman GERÇEKSEVER konuya olumlu yaklaştı ve Planet dergisinde kısa çizgi romanlarım ile karikatürlerim yayınlanmaya başladı. Bu arada dergiye rapor edilen Türkiye sınırları içindeki fotoğraflanma imkanı bulunamamış olan UFO gözlemlerini de resimliyordum.

Aynı yıllarda, Yüzbaşı Volkan ve Kaptan Venüs’ü çizen Ali RECAN’ın yönettiği ALFA Yayınları ve AR Çizgi Roman Kulübü’nün yayınladığı Marvel Comics’in çizgi roman kahramanlarının Türkiye’yi sardığı bir dönemde karikatürlerim ve çizgi romanlarım bu dergi grupları içinde yayınlanmaya başlamıştı. ÇİVİ mizah gazetesinde çalışmalarım konusunda beni sürekli destekleyen Mahmut KARATOPRAK’tan sonra Ali RECAN da çizgi roman ve karikatür çizimleri konusunda beni sürekli desteklemeye devam etmiştir; öyleki eski cumhurbaşkanlarımızdan rahmetli Turgut ÖZAL’ın basın danışmanlığını yaparken bile o kadar yoğun çalışmaları arasında bu ilgi ve desteğini vermeye devam etmiştir.

1981-1983 yılları arasında aylık olarak Bursa’da yayımlanan “Kamera” dergisi de benim için ayrı bir dönüm noktası olmuştur. Dergi yayın hayatına son verinceye kadar burada da karikatür, çizgi roman ve reklam grafikleri çizmeye devam ettim. Ancak, derginin 1983 yılında yayın hayatına son vermesi ile birlikte benim için çizgi roman çalışmalarımda tekrar bir sayfa daha kapanmış oluyordu.

1985-1991 yılları arasında Çanakkale’deydim. Burada bulunan günlük gazetelerde de karikatür ve çizgi roman çalışmalarımı devam ettirdim. 1984 yılında “Planet Evrende Zeki Hayat” dergisinde iki sayfa halinde yayınlanan, konusu 30 ncu yüzyılda geçen Albert EINSTEIN’in izafiyet teorisinden yola çıkarak çizdiğim bilim-kurgu tarzındaki “Kaptan Mirza” isimli çizgi romanımı bu dönemde genişleterek üç ayrı macera halinde çizdim ve bu çizgi romanım da günlük olarak Çanakkale gazeteleri ile Alfa yayınlarında yayımlandı. Mirza, eski Türklerde bir soyluluk ve asalet ünvanı olduğu için çizgi romanıma bu ismi vermiştim.

2004 yılında emekli olduktan sonra ise, bir SAT komandosunun maceralarının anlatıldığı “Donanma Kaplanı : Başçavuş YILDIRIM” karakterini yaratarak hem senaryosunu yazdım hem de çizgi roman şeklinde çizmeye başladım. Bu çizgi romanım da bazı günlük gazetelerde ve Avustralya'da YENİ VATAN Gazetesi'nde yayımlanmıştır. 


Neden çizgi roman derseniz, bugün yurtdışındaki üniversitelerde ayrı bir ders olarak okutulan ve bir kürsüsü bulunan 9 ncu sanat çizgi romanın insanı dinlendirdiğine, okuma zevki aşıladığına ve okuma işlevine görsel bir zevk ve zenginlik kattığına, ayrıca sinema sektörünü kurtarıcı bir konu kaynağı olduğuna inanıyorum.

Bu arada, Yeşilçam’a ilham kaynağı olmuş ve başrollerinde 1960’lı yılların jönü İrfan ATASOY’un oynadığı yerli Batman/Superman karışımı Şazem, Kızılmaske, Uçan Adam Killing’e Karşı, Killing İstanbul’da gibi döneminin kısıtlı imkanlarıyla ve sinema tekniği ile çevrilen ve çocukluğumda zevkle izlediğim çizgi romanların fantastik sinema versiyonlarının, günümüz teknolojisi ile yeni versiyonlarının neden çekilmediğini de merak ediyorum. Elin oğlu, nefis görsel efektli çizgi roman filmleri çekerken, Yeşilçam’ın çevirdiği bir “Tarkan” filminde, bozkırda at koşturan Tarkan’ın arkasında gökyüzünden geçen bir uçak gördüğünüzde, ya da 1953 yapımı “İstanbul’un Fethi” filmini izlerken Fatih Sultan Mehmet’i canlandıran Sami AYANOĞLU’nun bileğinde bir kol saati gördüğünüzde inanın ki dumura uğruyorsunuz. 1979 yılında başrolünü Bandırmalı hemşehrim Aytekin AKKAYA’nın oynadığı yerli “Kaptan Amerika” filmini seyretmiştim. Görsel hata yakalamanız hemen hemen yok gibiyken, bir anda kostümlü süper kahraman olarak bildiğiniz Örümcek Adam’ı, Kaptan Amerika’nın karşısında düşmanı olarak kötü bir rolde gördüğünüzde bu filmde de hayal kırıklığına uğramaktan kurtulamıyorsunuz.

Yeri gelmişken, Türkler tarafından sinemaya uyarlanan çizgi romanlara ve başrollerinde oynayan sanatçılara hatırladığım kadarıyla burada biraz zaman ayırayım.

Kaptan Swing (Commandante Mark) Salih GÜNEY

Tom Miks (Capitano Mickey) Lami ATEŞ

Zagor Cihangir GAFFARİ

Zagor Levent ÇAKIR

Zagor, Kara Bela Levent ÇAKIR

Tolga İrfan ATASOY

Kaptan Amerika (Captain America) Aytekin AKKAYA (3 Dev Adam)

Karaoğlan Kuzey Vargın
Karaoğlan Kartal TİBET

Karaoğlan Kaan URGANCIOĞLU

Tarkan Kartal Tibet
Tark_Han Tanju KOREL


Cici Can Göksel ARSOY

Kızılmaske (The Phantom) İrfan ATASOY
Kızılmaske (The Phantom) İsmet ERTEN
Kızılmaske (The Phantom) Levent ÇAKIR
Badman, Yarasa Adam (Batman) Levent ÇAKIR

Kilink İstanbul’da İrfan ATASOY

Maskeli Şeytan İrfan ATASOY

Kilink Uçan Adam'a Karşı İrfan ATASOY

Kinowa Hüseyin ZAN

Zorro Tamer YİĞİT

Tarzan Yavuz SELEKMAN

Şaşkın Dedektif Killing’e Karşı Sadri ALIŞIK, Murat SOYDAN

Red Kit (Lucky Luke) Sadri ALIŞIK

Red Kit (Lucky Luke) İzzet GÜNAY

Kara Kartal/Kara Şahin/Kara Atmaca İzzet GÜNAY

Üç Süpermenler Cüneyt ARKIN

Malkoçoğlu Cüneyt ARKIN

Malkoçoğlu Kurt Bey Serdar GÖKHAN

Kara Pençe Serdar GÖKHAN

Binbaşı Tayfun (Captain America) Nihat ZİYALAN

9 ncu sanat çizgi romanın, tıpkı Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi bir gün Türkiye’de de gerçek tahtına oturacağı inancı ile, Türkiye’de bu konuya gönül vermiş insanlara AR Çizgi Roman Koleksiyon Ansiklopedisi’ni kazandıran merhum Ali RECAN ve Darkwood Sakinleri çizgi roman kültürü dergisini yayımlayan Hakan ALPİN’e teşekkürlerimi sunarım.

En güzel günler sizlerin olsun.

DENİZ ASTSUBAY OKULLARI ÖĞRENCİLERİ, 43 YILDAN BERİ BENİM TASARIMIM OLAN ŞAPKA KOKARTINI KULLANMAKTALAR

Tüm kuvvetlere ait askeri öğrencilerin şapka kokartlarında Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden  ve yukarı doğru baktığı için bağımsız bir...